

| |
|
English |
|
|
MEVLEVİ TÖRENİ
Ölüm gününü Allah 'a kavuşma ve bir düğün bayramı günü olarak kabul
eden Mevlânâ'nın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ve kendisinden
sonra gelen Mevlânâ dervişleri tarafından Mevlânâ'nın düşünceleri ve
hareketleri üzerine "Mevlevîlik" kurulmuş ve bu tarikatın yolunu
izleyenlere, "Mevlevî" denilmiştir. Sultan Veled ve kendisinden
sonra gelenlerce kurulan Mevlevîlik'in asırlarca mekân olarak kabul
ettiği, edeb-erkân ve bütün ilim ve sanatların meşk edildiği
merkezler olan mevlevîhaneler, bu özelliklerini asırlar boyunca
devam ettirmişlerdir. Buralarda yapılan mevlevî törenlerine
"mukabele" adı verilmiştir. Allah'a kavuşma yollarının derecelerini
sembolize eden "mukabele " diğer adı ile "mevlevî âyini " küçük
ayrıntılarla ifade edilen usûl ve erkânla yapılır.
Semâhane, mevlevî semâının yapıldığı yerdir. Burada dört unsur
vardır:
1-Mutrıp Heyeti: Neyzen, Kudümzen, Naathan, Âyinhan gibi mûsikî
yapanların bulunduğu yerdir.
2-Semâ Meydanı: Mutrıp önünde sema yapılan yerdir.
3-Şeyh ve post: Mutrıp ve semâ heyetinin başı ve Mevlânâ'nın
temsilcisi Şeyh'dir. Post, şeyhin, sema esnasında bulunduğu yer ve
en büyük mânevî makamdır.
4-Hatt-ı İstivâ: Post ucundan semâhane girişinin ortasına kadar
uzandığı farzedilen belirsiz çizgiye denir. Allah'a giden en kısa
yoldur. Bu çizgiye asla basılmaz.
Mutrıp Heyeti ve Semâ heyeti, semâhanede yerlerini aldıktan sonra,
Naathan (Naat okuyan) ,Buhûrîzâde Mustafa Itrî'nin bestelediği, "Ya
Hazret-i Mevlânâ, Hak Dost" diye başlayan Na't-ı Mevlânâ'yı okur.
Eser bitince "Neyzenbaşı" tarafından (mutrıp heyetinin başı) ney
taksimi yapılır. Sultan Veled Devri : Ney taksiminden sonra şeyh ve
semâzenler, üç defa karşılıklı selamlaşarak semâhanede başta şeyh
olmak üzere sıra halinde yürürler. Devr-i Veledî, ölümden sonra
dirilmeye, şeyhin yol göstermesi ile ebedî hayata yönelmeye
işarettir. Üç devir, tasavvufta şu şekilde ifâde edilir:
1-İlmel Yakîn: Hakkı ilimle bilmek
2-Aynel Yakîn: Görerek bilmek
3-Hakkel Yakîn: Hak'la bir olmak
Üç devir bittikten sonra Şeyh yerine geçer, semâzenler semâ etmek
üzere yerlerini alırlar. Mutrıp Heyeti, mevlevî âyinini okumağa
başlayınca, semâzenler hırkalarını çıkarırlar, yani, dünya
işlerinden ayrılırlar. Bu sırada Şeyh, postun önüne yürür, baş keser
ve herkes ona uyar, semâzenbaşı ilerler ve şeyhin sağ elini öper,
şeyh de onun sikkesini öperek semâa izin verir. Bundan sonra
semâzenler sıra ile semâ etmeye başlarlar.
Semâ eden semâzenin sağ eli, dua eder gibi yukarıya, sol eli aşağıya
açıktır. Bu Hak'tan alır, halka veririz, hiçbir şey bize ait
değildir, biz vasıtalık eden bir bedenden başka bir şey değiliz
anlamına gelmektedir. Semâzenler, hem kendi etrafında döner hem de
meydanı devrederler. Tıpkı, gezegenlerin, yıldızların, dünyanın hem
kendi etrafında, hem de güneşin etrafında dönmeleri gibi ...
Mevlânâ , semâ için bakın ne diyor : - Aşka kavuşmak, buluşmak
sultanlığ için, perdeleri kaldırıp içeriye girmek devleti için can
elbisesidir.
Birinci Selâm: Mevlânâ'nın sözlerinin bestelenmesinden meydana gelen
eserlerin birinci selamında (kısım ): Hakkın büyüklüğü idrâk edilir
âlemlerin seyri , şüphelerden kurtulma ve Allah'ın birliği ....
İkinci Selâm: Allah 'ın birliği görüş haline getirilir .
Üçüncü Selâm: Aşıklar, şimdiye kadar olan duyguların eşiğinde yok
oluşu yaşarlar.
Dördüncü Selâm: Artık, nurlar içinde kendi merkezleri etrafında
dönerler.
Mevlevî âyini (bestesi) bittiğinde, ney taksimi yapılır. Okunan,
Kuran -ı Kerîm ve duaların ardından semâ sona erer.
|
|
|
|